Şıhlar Camisi'nde, Kör İmam sabah ezanı okuyordu,Yelpik Ali uyandı, hayadda elini yüzünü yıkadı, hanımı da uyanmıştı, bir Çıhın hazırladı, bir büyük Sahen zeytinyağlı dolma, birkaç ıslanmış ev ekmeği ve bir baş kuru soğan koydu çıhına.
Y elpik Ali bir gün önceden tankerine zeytinyağı yüklemiş İskenderun Limanı'na götürecek, üstünü başını giydi,çıhını alıp tankerin yanına gitti, tankerin lastiklerini tek tek kontrol edip, Uzun Çarşı'ya yöneldi. Bir nohut dürümü, bir yeşil biber aldı, yiye yiye tankere geri döndü, direksiyona geçip, bismillahla kontağa bastı, arabanın havası dolduktan sonra, vitese takıp hareket etti.
Hurşit dağını aştığında güneş doğdu, Kömürler'e kadar araba hızlı, İslahiye'den sonra Fevzipaşa GÂVUR DAĞI başladı, yol dimdik,ve virajlı. Uzun burunlu LEYLAND tanker bayıla bayıla çıkıyor, kara şanzıman, vitese takmak zor. 3 takviye, 2 takviye, ALAMAN PINARI düzlüğüne ulaştı, araba rahatladı.
Az ötede kenara çekilmiş bir başka tanker,Yelpik Ali tanıdı, Kara Hamid'in HENŞEL TANKER arızalanmış.
-Kolay gelsin Hamid akey.
-Vay Yelpik hoşgeldin.
Kara Hamid'in Yelpik Ali'den yaşı epey büyüktü, yılların yol arkadaşları... İkisi de kollarını çemredi, tankeri tamire giriştiler.
O zamanlar yol boyunda, ne sanayi var ne tamirci... Herkes aracını kendi tamir etmek zorunda. İkindiye kadar Henşeli tamir etti, basıp ALAMAN PINARIna geldiler.
İki kilo pirzola söylediler, yanına bir şişe 35'lik... Kara Hamid eski içicilerden,Yelpik Ali de arada bir içer...
Pirzolayı,35 likle beraber bitirdi, hesabı ödeyip,tankerlerine geçip uyudular.. Akşam güneşi batarken tekrar yola çıktı. Kanlı Geçit, Osmaniye, Dörtyol, Payas dört saatte İskenderun Limanı'na girdi, mesai saatine kadar uyudu. Zeytinyağlarını boşaltıp aynı limandan sabuncular için, Kostik yükleyip tekrar Nizip'e döndüler.
Hayatın akışı, yıllar yıllar geçti, Gavur Dağı OTOBAN oldu, kara şanzımanlı kamyonlar, yataklı otomatik vitesli, klimalı lüks araçlara dönüştü. Yol üzerinde,tamirci -parçacı olan - küçük sanayiler-açıldı.
Ve Şoför Kara Hamid vadesi doldu, ahirete göçtü..
Cenaze salası verildi, evinde bir kazan su kızdırıp, yıkayıp, kefenleyip Cami'ye getirdiler, Yelpik Ali de eski dostunun tabutu başında, üzgün... İmam geldi, cenaze namazını kıldıracak...
Densizin biri zırt diye ortaya çıktı:
-Bu adamın ceneze namazı kılınmaz.
Cenaze sahipleri üzerine yürüdü yahasına yapıştı dövecekler, imam araya girdi:
-Durun bahım, hele sen söle, bu adamın ceneze namazı niye kılınmazmış?
-Bu adam arakı içerdi, arakı içenin namazı kılınmaz.
(O zamanlar,Takunyeli Bakanlar,Takunyeli Bürokratlar başımızda)
İmam; cenaze sahiplerini, namazı kılınmaz diyeni, Yelpik Ali dahil bir kaç kişiyi kenara çekti. Cemaata soru sordu:
-Bu adam Müslüman mı?
Hepsi birden:
-Hee, dediler
-Bu adam ömründe bir defa bile "Le İlahe İllallah" dememiştir diyecek kimse var mı?
-Yoooh, dediler.
İmam devam etti:
-Bahın kardaşım, biz cenazeyi yıhar, cenaze namazını kılar, mezara gömeriz... Hesap sorma yeri burası değil, İnsanlar yaptıklarının hesabını ahirette verirler.
-Hade gelin musalla daşının yanına, bu insana karşı son vazifemizi yapıp cenaze namazını eda edelim.
Hayat böyle insanlar yaşadıkça bu hengame sürecek, ne dediğini, niye dediğini bilmeyenler hep olacak...
Müslüman, Müslüman'ı namaz kıldığı camide bomba patlatıp yok edecek.
Ve biz merak etmeyeceğiz:
-Hıristiyanlar niye kiliseleri havaya uçurmuyor?
Olmasın, kilise de havaya uçmasın, Cami de...
Kimsenin, kimseyi katletmediği,huzurlu bir Dünya dileğiyle .
CENAZE NAMAZI
Bu makale 1416 kere okunmuş.
13 Kasım 2023, Pazartesi - 08:28